Devrik Bir Liderin Ardından

O malum fotoğrafla başlamak istiyorum yazıma. Kaddafi’nin kanlar içindeki halini gösteren ve Libya muhaliflerinin gururla basına sundukları o kare ile. Açıkçası ben dehşete kapıldım gördüğümde.

Hayat hikayesine göz atınca bir parça, anlıyorsunuz ki büyük bir lidermiş günahıyla sevabıyla. Öncelikle cesur ve kararlı. Belli ki iyi niyetlerle yola çıkmış. Henüz 27 yaşın enerjisi ve idealistliğiyle. Sonra ne oldu da böyle bir diktatör oldu onu tam bilemiyoruz.

27 yaşında genç bir albayken devrim yapıp ülkenin yönetimine geçmiş. Dile kolay. Tam 42 yıl yönetmiş Libya’yı. Başı çok belalara girmiş. Çok yanlış yapmış. Çok can yakmış. Ve daha bir çok çok var hayatında Kaddafi’nin. Ama niyetim bunları tartışmaya açmak değil.

Niyetim, o malum görüntü üzerinden Libya’da yeni kurulacak rejime değinmek. Hani demokrasi ve özgürlük adına başlamıştı her şey. Diktatörlükten, insan hakları ihlallerinden ve adaletsizlikten bunalan halk, mevcut rejime isyan etmiş, yepyeni ve daha ideal bir sistem için yola çıkmıştı. Liderleri Kaddafi’yi ve onun ailesinin ülke üzerinde kurdukları baskıyı bertaraf etmek için. Kimbilir, belki de 42 yıl evvel genç bir albayın yola çıktığı gibi…

Oysa daha adil, daha eşitlikçi, daha demokratik bir sistem için yola çıkmış olan insanların; amaçlarına uygun olarak daha demokratik bir yol olduğu için Kaddafi’yi, ailesini ve kurmaylarını yargılayıp, yargılama neticesinde haklarında kararlaştırılan cezaları uygulamaları gerekirken, onlar ancak bir diktatöre/anti-demokrat insanlara özgü hareketle baba-oğul Kaddafi’yi linç ederek öldürdüler. Daha da acı olan şu ki, tıpkı seyirlik bir meta gibi sergilediler. Bir insanı... Devrik bir lider, eski bir diktatör bile olsa, insan…

En başta yapılan bu büyük hata, yeni kurulacak rejim için derin kaygılar oluşmasına sebep oldu kuşkusuz. Temennim odur ki, Libya’nın yeni yetkilileri bunun bir hata olduğu anlar. Savaşarak ve bedeller ödeyerek kazandıkları başarılarını, tüm ideal sistemlerde olduğu gibi adalet ve özgürlük çerçevesinde inşa ederler.

*   *   *

Bu yazıyı yazdığım gün Van’da meydana gelen deprem haberini aldım ve elim varıp da yayına koyamadım. Kısmet bugüne imiş. Bu vesile ile depremde verdiğimiz tüm kayıplara Allah’tan rahmet, acılı yakınlarına sabır ve bu felakete maruz kalan tüm yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum.

Eklemek isterim ki, tüm acılar bir süre sonra kanıksanıyor. Aradan daha uzun bir zaman geçince de külleniyor. Bunun istisnası yok. Geçmiş tüm büyük acılar gibi bu da küllenecek. Öyle de olmak zorunda. Aksi durumda kalanların yaşamlarını sürdürmesi çok zor olur.

Benim değinmek istediğim nokta ise, yaşanan doğal felaketten daha çok canımızı acıtan, işinin ehli olmayan ve yahut kötü niyetli, açgözlü müteahhitlerin sebep olduğu yıkımlar. Bunların unutulmamasını, bu acının küllenmemesini ve yetkililerin yapı denetimlerini daha sıkı kontrol altına almasını ama hepsinden öte müteahhitlerin biraz insafa gelmesini temenni ediyorum. 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !