Kürt Sorunu Nasıl Çözülür?

Bu hemen hemen tüm eli kalem tutanların yazıp çizdiği, ağzı kelam edenlerin uzun uzun tartıştığı bir mesele nicedir. Talisizlik odur ki, bunca zamandır bir çözüm bulunabilmiş değildir. Hatta, ondan öte talihsizlik odur ki, bu sorun tam anlamıyla tanımlanabilmiş bile değildir.

Kürt meselesinin -zira sorun olduğunu düşünmüyorum- çözümü için atılması elzem olan ilk adım bu meseleye "sorun" demekten vazgeçmemizdir. Zira, bu bir sorun değildir. Birilerinin kendi menfaatleri için sorun haline getirdiği bir meseledir.

Kürtler ve Türkler ve dahi o meşhur söylemle ifade edersek Çerkezler, Lazlar, Romanlar Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlardır. Bu vatandaşların kanunlarla belirlenmiş ve eşit olan hakları vardır. Günümüzde hiçbir vatandaş etnik kimliğinden dolayı bu haklardan mahrum bırakılmamış ya da iltimasa mazhar olmamıştır. Hal böyle iken, etnik kimliğini ön plana çıkarıp, olmayan mağduriyetlerden bahsetmek pek samimi görünmemektedir.

Tabi bir de bu etnik gruptan bazı kimselerin devletin güvenlik güçlerine saldırmalarını, tokat atmalarını, terör örgütünü desteklemelerini, kamu malına zarar vermelerini, sürekli asayişi bozup olay çıkarmalarını, vb de göz önüne aldığımızda ne demek istediğimiz daha net anlaşılacaktır.

Gelelim siyasi otoritenin bu mesele karşısındaki tavrına. İşte durum burada biraz çetrefilleşmektedir. Zira hükümet, bu meselenin resmi olarak “sorun” kabul edilmesine zemin hazırlamış ve dahi çözümü için arayışa girmiştir. Bu da Kürtleri cesaretlendirmiş ve hâlihazırda var olmayan bir sorunu büyüterek kamuoyuna sunmalarına sebebiyet vermiştir.

Gelinen noktada ise ciddi bir başka sorun daha vardır. Bu da, Kürtlere tanınan birtakım ayrıcalıkların ve onlara gösterilen müsamahanın ülkenin diğer vatandaşlarından esirgenmesi neticesinde oluşan kırgınlık ve kızgınlık halinin ülke genelinde giderek derinleşmesidir.

Zira, yukarıda saydığım tüm olumsuz tutum ve davranışlarına karşın yatırım teşvikleri, vergi muafiyetleri, her türlü maddi yardım ve kamu olanakları yine bu bölgelere, yani Kürt vatandaşlara sağlanmaktadır.

Bu durum da, haklı olarak ülkenin diğer vatandaşlarının -iyi birer vatandaş olan, vergisini ödeyen, kamu malını koruyan ve sorun çıkarmayan- devletine karşı güvenini kaybetmesine ve kendilerini mağdur hissetmesine sebep olmaktadır.

Tüm bunların neticesinde hükümetin karşısında çözülmesi gereken iki “sorun” olmuştur. Birincisi, zaten var olmayan Kürt sorunu ve diğeri de bu meselenin geldiği noktadan doğan genel rahatsızlık.

Ve tüm bunların tek bir çözüm yolu. Kürtlerin ülke gündeminin merkezi olma sevdasından ve mağdur edebiyatı yapmaktan vazgeçip kocaman bir ailenin pek çok çocuğundan yalnızca biri olduğunu kabul etmesi ve hükümetin de ülkenin tek etnik grubunun Kürtler olmadığının farkında olarak hareket edip, onlara da diğer tüm vatandaşlara olduğu gibi muamele etmesi. Hepsi bu…

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !