söylemekistediklerimvar İnsanlığa Dair

Dün 24 fidanı şehit verdik. Bu acı habere yeterince üzülmeye fırsat bulamadan bir doğum haberi geldi memleketten. Bir yeğenim olmuştu. Ne ölenlere yeterince üzülebildim ne de doğana yeterince sevinebildim. Garip bir ikilem ve suçluluk duyguları içinde gidip geldim bütün gece.

Sabah uyandım. Bütün kanallarda şehit haberleri. Görüntüler. Ailelerin feryat ve figanları. Bir de siyasi düellolar şehit kanları üzerinden. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, kendini bilmez bazı zevatlar gitmişler bilmem hangi eğlence mekanına, şehitlerimizin anısına kapalı olduğunu görünce de “hayat devam ediyor” deyivermişler gayet doğal bir şekilde.

Bazılarımız fazla hassas mıyız acaba diye düşündüm kendim de dahil olmak üzere tepki gösterenleri görünce. Ama hayır. Bu hassasiyet değil fazla, az bile 24 cana! Yirmi Dört evlat. Yirmi Dört yar. Yirmi Dört can. Yirmi Dört gelecek. Az bile hassasiyetimiz. Zira, bu 24 rakam değil yalnızca. Her biri bir aile. Bir ocak. Bir acı kayıp boşluğu asla doldurulamayacak.

Evet hayat devam ediyor. Doğum vakti gelince kimse bekleyemiyor. Doğanlar doğuyor. Acıkınca yemekler yeniyor. Sular içiliyor ve herkes vakti gelince işine gidiyor. Eyvallah! Ama vur patlasın, çal oynasın tarzı bir vurdumduymazlık, biraz fazlaca duygusuzluk, saygısızlık ve dahi ihanet değil mi vatan adına yani hepimiz ve her birimiz adına canını feda eden o 24 gence!

İnsan acıyı ve sevinci yerli yerinde ve yeterince yaşayabildiği ölçüde insandır. Ve insanın insanlığını gösteren de bunu başarıp, başaramamasıdır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !