Zihin Temizliği

Hanımların çok enteresan temizlik muhabbetleri vardır. Çoğu zaman kadın muhabbeti deyip burun kıvırdığımız ama bazı zamanlar önemli detay içerebilen ve hatta ilham veren konuşmalardan bahsediyorum. Hani anlatırlar adım adım. Önce süpürülür ev. Filanca marka süpürge ile ama. Bu sırada süpürgenin özelliklerinden bahsetmeden geçilmez kesinlikle. Sonra silinir. Toz alınır. Hangi marka temizleyici kullandığı özellikle belirtilir. Halılar kaldırılır. Çekmeceler boşaltılır. Dolapların içi, dışı derken, dip köşe tüm ev temizlenir. Tabi hanımlar bunu benim yaptığım gibi tek paragrafla bitirmezler. Bu başlı başına bir muhabbet konusudur ve ortalama bir çay saati süresince devam eder.

* * *

Şimdi gelelim benim asıl değinmek istediğim mevzuya. Malumunuz, temizliğin imanın yarısı olduğu düsturu ile terbiye edilmiş bir toplumuz. Hayatımızda büyük yeri vardır temizliğin. Maddi kirlerden arınmak ve dahi manevi anlamda ruhumuzu ve zihnimizi temiz tutmak.

Günümüzde ise, maddi anlamda temizlik son derece kolaylaştı. Teknoloji bu konuda büyük kolaylık sağlıyor. Ama teknolojinin yardım edemediği ve hatta zorlaştırdığı bir nokta var ki, o da, zihin temizliğimiz...

Dün zihnimi kuşatan, yoran, kirleten her ne varsa temizlemek için kolları sıvadım. Hanımların anlattığı gibi, en diplerden başladım evvela. Bütün çekmeceleri açtım tek tek. Ne varsa boşalttım içlerinde. Bağdaş kurup oturdum ve ayıklamaya başladım. Ayrıştırdıkça fark ettim yıllarca zihnimde neler biriktirdiğimi.

Kime ya da neye ait olduğunu bilmediğim rakamlar, hangi filmden anımsayamadığım görüntü kareleri, çocukluğumdan kalma soluk anı parçacıkları, reklam müzikleri, kesik kesik melodiler, satırlar ve paragraflar kim bilir hangi kitaptan belki de gazete kupüründen ya da dergiden, isimlerini anımsayamadığım yüzler yüzünü anımsayamadığım isimler eşliğinde, yazarının adını unuttuğum kitaplar, anısı olup da ismi cismi olmayan öğretmenler ve bir o kadar da sınıf arkadaşları, şimdilerde gitsem yolumu kaybedeceğim eski mahalle sokaklarının silik görüntüleri ve bakkal amcanın göbeği, belediye otobüsünün hat numarası, vapur saatleri, lisede defterime yazdığım şiirler, arkadaşlarla takıldığımız ve bir daha hiç uğramadığım mekanlar, otogar hatıralarım elimde valizimle, ilk çalıştığım şirketin çaycısı, üniversite sınavında karnıma giren krampın anımsamakta zorlandığım şiddeti, öğrenciyken sık sık gittiğim halk kütüphanesinin tozlu rafları ve suratsız memuresi, çocukken düşüp kolumu kırdığım elma ağacı, bisiklete bindiğim yollar bugün bile anımsadığımda tozu genzimi yakan ve daha niceleri…

Öyle çok detay vardı ki zihnimde, değil günler, aylar hatta yıllar sürebilirdi tüm bunları ayıklamak ve temizlemek. Yani akıl karı değilmiş kalkıştığım iş. Hani hanımların ballandıra ballandıra anlattıkları gibi bilmem ne marka deterjandan bir fıs sıkıp silivermek mümkün değilmiş.

Ama keşke olsaydı. Mümkün olsaydı zihnimizi de temizlemek. Havalandırmak. Gereksiz ne varsa atıp yükünü hafifletmek. Fazlalıklarından kurtarmak. Yeni ve faydalı olanlara yer açmak.

Kim bilir belki de ilerde mümkün olur. Zihin temizleyiciler çıkar. Bi tık yaparsın ve zihin kendi kendini temizler. Başlarken, “Dikkat! Bu işlem birkaç dakika ile birkaç saat arasında sürebilir. Lütfen bu sürede zihninizi kapatmayın” uyarısıyla…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !